 |
Kaynak:
Transponder
Dergisi
Mark LONG
Çeviri: Tayfun BULCA
Sıkıştırılmış dijital video (CDV), uydu vasıtasıyla doğrudan doğruya evlere
(DTH) TV programlarının dağıtımı konusunda dünyayı sarsan devrimin ardındaki
itici güçtür. CDV televizyon işaretleri, alınan resim ve sesin kalitesinde
hissedilir derecede bir bozulmaya neden olmaksızın gereken iletim band
genişliğini önemli ölçüde azaltan bir formatta iletilirler. CDV
teknolojisinin ortaya çıkması, TV servis sağlayıcılarının işletim
maliyetlerinde büyük tasarruf yapılmasına da neden olmaktadır. Bunun
sonucunda ise, haberler, spor yayınları, filmler, izleme başına
ücretlendirme (PPV) yayınları, eğitim programları ve herhangi bir potansiyel
izleyici grubunun küçük bir parçasının gereksinimlerini hedefleyen dar
kapsamlı yayınları da içeren uydu üzerinden yeni DTH TV servislerinin
sayısında küresel bir patlama gözlenmektedir.
Kişisel bilgisayarlar, büyük dosyaları saklamak için gerekli olan veri kayıt
saklama kapasitesini azaltmak için uzun zamandan beri çeşitli sayısal
sıkıştırma teknikleri kullanmaktadırlar. Son on yıllık zaman içinde, küresel
telefon endüstrisi de aynı zamanda, band genişliğini ve bunu sonucunda da
dar-bandlı telefon devrelerinin kurulması için gereken maliyeti azaltmak
için çeşitli sıkıştırma teknikleri kullanmaktadır. Haberleşme mühendisleri,
1990'ların başında, video gibi geniş-bandlı iletişim işaretlerini
sıkıştırabilecek yğksek kapasiteli çok geniş ölçekli tümleştirilmiş (VLSI)
devreler ve karmaşık yazılım programları geliştirmeye başlamışlardır.
Analogdan Dijital Televizyona Geçiş:
Geleneksel bir PAL veya SECAM video işareti, bir tek görüntü veya çerçeve
başına 625 satır içermektedir. Saniyede 25 çerçevelik bir hızda, alan '1' in
çift numaralı satırları ve alan '2' nin ise tek numaralı satırları göstermek
üzere, her bir çerçeve 312½'ar satır içeren iki iç içe geçmiş alana
sahiptir. Bu iki alanın iç içe geçmiş taraması öylesine hızlıdır ki; insan
gözü herhangi bir çerçeve içindeki bu iki alanı sadece bir tek bütün görüntü
veya çerçeve olarak algılamaktadır.

Bir tek geleneksel analog PAL veya SECAM
video çerçevesi, 174,000'den fazla resim elemanı veya pixel'den
oluşmaktadır. Video görüntüsünün hızının saniyede 25 çerçeve olduğu gözönüne
alınırsa, TV ekranına her saniyede 4 milyondan fazla pixel iletilmektedir.
Dijital TV iletim sistemleri, ses ve görsel bilgileri, bilgisayar
devrelerinin 'var' veya 'yok' lojik durumlarına karşı düşen bir veya sıfır
bit dizileri haline dönüştürürler. Bir renkli video işaretini dijitale
dönüştürmek için, parlaklık elemanı başına 8 bit ve renk elemanı başına da
24 bit olmak üzere, pixel başına en çok 32 bit gerekmektedir. Bu durumda, 4
milyon pixel için 128 Mbit/s'lik bir iletim hızı gerekecektir.
128 Mbit/s'lik bir dijital TV işareti ise, uydu transponder'inin
kapasitesini tamamiyle doldurabilir! Aynı transponderi bir çok dijital TV
işaretinin paylaşmasını sağlamak için ise, bu TV servisleri tarafından
kullanılan bit sayısını azaltmak amacıyla, bir tür işaret sıkıştırma
tekniğinin kullanılması gerekmektedir.
Hareketli Resimler Uzmanları Grubu (MPEG):
1988 yılında International Telecommunication Union'a bağlı Uluslararası
Standartlar Örgütü (ISO), video, film, grafik ve metinsel materyallerin
sıkıştırılmış olarak sunulması için uluslararası olarak tanınan bir dünya
standardı üzerinde bir görüş birliği oluşturmak amacıyla, Hareketli Resimler
Uzmanları Grubu (MPEG)'nu kurmuştur. Bu komitenin amacı, karmaşık işlevlerin
çoğunu alıcıdan ziyade vericiye yükleyen daha basit, ekonomik ve esnek bir
standart geliştirmekti. MPEG komitesinin kuruluş görüşmelerinde, tüm dünya
çapında 50'den çok kuruluş ve hükümet örgütlerinden gelen temsilciler
katkıda bulunmuşlardır.
1991 yılında, video harici multimedya kaynaklarının sıkıştırılmış dijital
sunumunu ele almak amacıyla MPEG-1 standardı ortaya atılmıştır. Ancak, bazı
üreticiler kısa zamanda, video materyalinin öncelikle iç içe geçmiş orijinal
formattan sürekli taramalı formata dönüştürülmesi koşulu ile, MPEG-1'in
video işaretlerinin iletimine uyarlanabileceğini keşfetmişleridir. MPEG
komitesi, MPEG-2 olarak bilinen iç içe geçmiş taramalı uygulamalar için özel
bir standart geliştirirken; bir kaç TV programcısı da uydu vasıtasıyla
iletim için MPEG-1 kullanmayı tercih etmiştir. MPEG komitesi, MPEG-2 için
kriterlerini ise 1994'de belirlemiştir.
MPEG Sıkıştırma Teknikleri:
MPEG sıkıştırma işlemi dört temel teknik yardımıyla yapılır: ön-işleme,
zaman kestirimi, hareket kompanzasyonu ve kuantalama kodlaması. Ön-işleme,
video işaretinden, kodlanması zor, ama insanın görsel algılaması üzerinde
önemsiz olan görsel bilgi elemanlarını filtreleyerek atar. Hareket
kompanzasyonu, video dizilerinin genel olarak zamanda yüksek korelasyonlu
olmalarından yararlanmaktadır: herhangi bir dizideki her bir çerçeve, önceki
ve izleyen çerçevelerle benzerlik göstermektedir.

Sıkıştırılmış dijital video kodlayıcısı,
makro-bloklar olarak adlandırılan her bir çerçeve içindeki alt bölümleri
tarayarak, hangilerinin bir çerveden diğerine pozisyon değiştirdiğini
belirler. Kodlayıcı, aynı zamanda, kestirimci makro-blokları ve bunların
konum ve hareket doğrultularını da belirlemektedir. Alıcıya, yalnızca her
bir kestirimci blok ve şu andaki etkilenen blok arasındaki, hareket
kompanzasyon kalıntısı adı verilen oldukça küçük bir fark iletilir.
Alıcı/kod çözücü ise, bir çerçeveden diğerine değişmeyen bilgileri ayırıcı
belleğinde saklar ve bunları boşlukları doldurmak amacıyla kullanır.

Ayrık Kosinüs Dönüşümü (DCT) olarak
adlandırılan bir matematiksel algoritma, uzaysal domenden gelen çerçeveler
arasındaki kalıntı farklarını frekans domeninde daha hızlı olarak
iletilebilecek eşdeğer bir katsayılar serisi halinde yeniden düzenler.
Kuantalama kodlaması da, bu katsayı kümelerini daha da sıkıştırılmış
simgeleyici sayılar haline dönüştürür. Kodlayıcı ise, her bir katsayılar
kümesine en iyi uyan kod kelimesini seçmek üzere olası simgesel numaraları
içeren bir dahili liste veya kod kitabına bakarak karar verir. Kuantala
kodlaması, aynı zamanda, tüm katsayı değerlerini belirli sınırlar dahilinde,
aynı değere yuvarlamaktadır. Bu, orijinal işarete göre yaklaşık bir sonuç
vermesine rağmen, bir çok izleme uygulamaları için orijinale göre kabul
edilebilir yakınlıktadır.

I, P ve B Çerçeveleri:
MPEG-2, I, P ve B çerçeveleri olarak adlandırılan üç tür çerçeve yapısı
sunmaktadır. İç veya 'I' çerçeve, kendisinden sonra gelen çerçevelerin
kestiriminde bir referans olarak kullanılmaktadır. Ortalama olarak her 10-15
çerçevede bir ortaya çıkan 'I' çerçeveleri, yalnızca kendilerinde mevcut
olan bilgileri içerirler. 'P' çerçeveleri, kendilerine en yakın geçmiş 'I'
veya 'P' çerçevelerinde sunulan bilgilerden yararlanılarak tahmin edilirler.
Çift yönlü, 'B' çerçeveleri ise, en yakın geçmiş 'I' veya 'P' çerçeve ile en
yakın gelecek 'I' veya 'P' çerçevesinden elde edilen kestirim verileri
kullanılarak kodlanırlar. 'B' çerçeveler, MPEG-2 sistemlerinin tümünde
kullanılmamaktadır. Et verimli sıkıştırma seviyesi 'B' çerçevesi ile elde
edilmesine rağmen, buna uygun yapıdaki alıcı/kod çözücü de, kod çözücü
maliyetini arttıran bir etken olan ek bir ayırıcı belleğe gereksinim
duymaktadır.

MPEG-2 Uydu İletim Hızları:
Herhangi bir MPEG-2 yayını için gereken iletim hızı, video materyalinin
yapısına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Uydu uplinki'ndeki MPEG-2
kodlayıcısı, kodlama kararları vermek için sınırlı zamana sahiptir. Önceden
kaydedilmiş filmler ve teybe alınmış diğer materyaller, kodlayıcının zaman
kısıtlamalarını zorlamamakta; dolayısıyla kodlayıcı, olası en düşük veri
hızında kodlama için en uygun yöntemi istediği gibi seçebilmektedir. Diğer
taraftan, kodlayıcının, anlık kodlama kararları vermek ve yüksek seviyeli
bozulmalara neden olmadan karmaşık ve hızlı hareket değişimlerini iletmek
zorunda olmasından dolayı, canlı spor ve diğer aksiyon materyalleri, daha
yüksek veri hızları gerektirmektedir.
Örnek MPEG-2 İletim Hızları
| Video Servis Türü |
Veri Hızı |
| Filmler (VHS kalitesi) |
1.152 Mb/s |
| Haberler/Eğlence |
3.456 Mb/s |
| Canlı Spor Yayınları |
4.608 Mb/s |
| 16:9 Geniş Ekran TV |
5.760 Mb/s |
| Stüdyo Kalitesinde TV Yayını |
8.064 Mb/s |
| HDTV |
14.00 Mb/s |
| Audio veya Veri Servisleri |
Veri Hızı |
| Mono ses |
0.128 Mb/s |
| Stereo ses (L+R) |
0.512 Mb/s |
| Dijital veri |
9.6 kb/s |
MPEG DTH İletimi:
DTH uydu TV programcıları, iki veya daha çok sayıda program servislerini bir
tek dijital bit dizisi halinde çoğullamak amacıyla, Taşıyıcı Başına Çok
Kanal (MCPC) denilen bir iletim formatı kullanmaktadırlar. MCPC yardımıyla,
bir program servisleri paketi, aynı koşullu erişim ve ileri yönde hata
düzeltme sistemlerini kullanabilmektedir ve böylece, band genişliği ve
iletim hızı gereksinimlerinde genel olarak tasarruf sağlanmaktadır. Bunun
ötesinde, programcılar, herhangi bir çoğullanmış iletimin dijital bit dizisi
dahilindeki kapasiteyi dinamik olarak belirleyebilirler; böylece canlı spor
yayınlarına daha fazla bit, sadece 'konuşan kafalar'dan oluşan haber ve
söyleşi programlarına ise daha az sayıda bit ayrılmış olunur. Örneğin, bir
basketbol maçının canlı yayınının bitmesinin ardından, bir tek spor olayını
iletmek için kullanılan dijital kapasite, dört ayrı filmi iletmek için
kullanılabilmektedir.
Dijital Uydu TV Kurulması:
Uydu montajcıları genellikle, anten yönünü ayarlarken ve alıcıya bağlı bir
TV monitörünü izlerken, geleneksel uydu TV işaretlerine ayar bulmaya
çalışırlar. İnce ayar işlemi sırasında, önce TV ekranı boyunca bir sync
çizgisinin belirmesiyle çok zayıf işaretler yakalanır, sonra siyah-beyaz
resimler alınır ve en sonunda da impuls gürültü ve diğer bozucu etkilerden
tamamen arınmış renkli bir resim elde edilir.
Ancak, bir MPEG-2 sıkıştırılmış video işaretine ayar yapmak ise, tamamen
farklıdır. Zayıf işaretler, rastlantısal gürültü olarak görünürler; alıcı
ise, antene yeterli güçte işaret gelene kadar hiç bir şey göstermez. Daha
sonra, alıcı/kod çözücünün dijital eşiği aşıldığında ise, Tv ekranında
mükemmel bir resim ortaya çıkar. MPEG-2 alışı, ya 'açık' ya da 'kapalı'
konumlarından birini alabilen bir ışık anahtarı gibidir. Bunun ötesinde,
eğer monjcı antenin tepe performans pozisyonunu geçerse, alıcı/kod çözücü,
ayırıcı belleğindeki en son çerçeveyi dondurur ve anten optimum konumuna
geri döndürülene kadar herhangi bir yeni alım yapmaz.
Uydu ile alıcı sistem arasındaki atmosferde nem olduğu zaman ortaya çıkan
yağmur zayıflatması (rain fades), gelen işaretin seviyesini düşürebilir. Bu
durumda, DTH montajcılarının, tepe anten performansını belirleyebilmek için
anten ayar cihazları veya portatif spektrum analizörü kullanmaları tavsiye
edilmektedir; böylece, kurulan DTH sistemleri, yağmur zayıflatmasının neden
olduğu herhangi bir Ku-bandı işaret bozulmasını kompanze etmek amacıyla
alıcı/kod çözücü eşiğinin üzerinde bir işaret marjinine sahip olurlar.
DİJİTAL ALICI/KOD ÇÖZÜCÜLERİN TEMEL PARAMETRELERİ:
Yeni dijital çağda yaşamak, bu yeni teknolojiyi çevreleyen bir kaç yeni
terim hakkında temel bir anlayış gerektirmektedir. Aşağıda, yeni dijital
argosunda karşılaşabileceğiniz bir kaç deyimin kısa açıklamalarını
bulacaksınız:
Bit Hızı: Bu, bir saniyede iletilen veri miktarıdır. Bir tek uydu
transponderi üzerinden geçen toplam bit dizisi, audio, yardımcı audio
servisleri, koşullu erişim verileri ve tetelext gibi yardımcı veri
servisleri ile birlikte, en çok 8 TV servisi içermektedir. Böyle bir iletim
için bilgi bit hızı, 36 MHz band genişlikli bir uydu transponderi üzerinden
en çok 49 Mb/s'ye kadar ulaşabilir. Bu bit dizisi içindeki bir tek video
işareti ise, daha düşük bir bit hızına sahip olacaktır.
Bit Hata Oranı (BER): Bit Hata Oranı (BER), dijital alıcının performans
seviyesini tanımlar ve üstel notasyon halinde gösterilir. BER'in üstel kısmı
ne kadar yüksek ise, alıcı/kod çözücünün, şiddetli yağmur, kar veya rüzgar
gibi marjinal alış koşullarında performansı da o derece iyi olur. Örneğin,
5.0 x 10-5 lik BER, 9.0 x 10-4 lük BER'den daha üstündür.
Dijital Alıcı/Kod Çözücü Eşiği: Alıcı/kod çözücünün eşik değerinin altında
çalışırken bile resim iletimine devam eden geleneksel analog alıcı/kod
çözücülerin aksine; işaret seviyesi, cihazın dijital eşik seviyesinin altına
düştüğünde, dijital alıcı/kod çözücüler işaretin izini kaybederler. Bu da
aynen ya açık ya da kapalı konumda olan bir ışık anahtarı gibidir.
Üreticiler, bu eşik seviyesini, örneğin 3.0 x 10-3 biçiminde, BER olarak
tanımlarlar. Yani BER, alıcı eşik seviyesinin altına düştüğü zaman, alış
işlemi durur.
Dijital Video Yayıncılığı (DVB): Bu dünya çapındaki bir çok uydu
programcılarının kendi sistemlerine uyarladığı DTH, kablo ve yüzeysel TV
uygulamaları için Avrupa'da geliştirilmiş, MPEG-2'nin 'yayıncılığa özel' bir
versiyonudur. Ancak, bir uydu alıcı/kod çözücüsünün sadece MPEG-2/DVB uyumlu
olması, onun her MPEG-2/DVB uyumlu uydu TV işaretini alabileceği anlamına
gelmemektedir. Şifreleme ve koşullu erişim yöntemlerindeki ana farklılıklar,
'B' çerçevelerin kullanılıp kullanılmaması ve diğer bazı teknik
parametreler, MPEG-2'nin, dünya çapında gerçek bir video standartı olmasını
engellemektedir. Birkaç program sağlayıcısı, DTH abonelerinin belirli bir
uydudaki mevcut maksimum sayıda servise erişimlerini sağlamak amacıyla
ittifaklar oluşturmuştur. Ancak, diğer program sağlayıcıları ise, yalnızca
bir tek DTH program paketine erişim sağlayabilen belirli bir sistem
kullanmayı tercih etmişlerdir.
İleri-yönde Hata Düzeltme (FEC): Dijital bit dizisi, alıcı/kod çözücünün,
gönderilen bilgilerin tümünün alınmasını kontrol etmede ve garantilemede
kullanabileceği özel kodlar içermektedir. Örneğin, termal gürültü nedeniyle
bit hataları saptanırsa, alıcı/kod çözücü, her bir hatayı ya düzeltmek ya da
gizlemek üzere, verici istasyon tarafından kendisine iletilmiş olan
konvolusyonel kodlama bilgilerini kullanabilir. Yakınlardaki otomobil
kontağı veya mikrodalga fırınların neden olabileceği patlamalı gürültü
karışması, Reed-Solomon blok kod çözücüsü tarafından saptanabilir.
|  |